Ortodonti öncesi 20’lik dişlerin değerlendirilmesi, tedavi boyunca yapılacak olan diş hareketlerini doğrudan etkilediği için oldukça önemlidir. Ancak bu durum ortodontik tedavi gören her hastanın diş çektirmesi gerektiği anlamına gelmez. Bu nedenle ortodontik tedaviye başlamadan önce çekim kararı, tedaviyi yapacak uzman hekim tarafından panoramik röntgen veya üç boyutlu görüntüleme ile yapılan ayrıntılı değerlendirme sonucunda verilmelidir.
Ayrıca bazı kişilerde 20’lik dişler ağız içinde sorunsuz şekilde yer alıp diğer dişlerle hizalanmış şekilde yerleşirken, bazı hastalarda gömülü şekilde kemiğin içinde kalabilir, ya da komşu dişlere baskı yapabilir veya ileride çeşitli problemlere yol açabilir.
Birçok hasta “Diş teli taktırmadan önce 20’lik dişlerimi çektirmem gerekir mi?”, “Gömülü dişler tedaviyi etkiler mi?” veya “20’lik diş ortodontiyi etkiler mi?” gibi soruların yanıtını merak eder. Ancak bu soruların tek bir yanıtı yoktur ve dişlerin durumuna göre değişkenlik gösterir.
Böyle bir genelleme yapmak doğru olmaz. Çünkü eğer 20’lik diş tamamen sürmüş, sağlıklı, düzgün konumda ve temizlenebilir durumdaysa çekilmesine gerek olmayabilir.
Ancak bazı durumlarda 20’lik diş çekimi, hem ağız sağlığını korumak hem de planlanan ortodontik hareketleri güvenli şekilde gerçekleştirebilmek için önerilebilir. Yani 20’lik diş mutlaka çekilmelidir denemez ancak ortodontik vakaların belirgin bir oranında çekim ihtiyacı doğabilmektedir.
Bu karar yalnızca klinik muayene ile değil, radyografik değerlendirme sonrasında verilir. Hatta bazen iki boyutlu görüntüleme yöntemleri yeterli olmaz, üç boyutlu tomografi görüntüleriyle değerlendirme yapmak gerekir.
Çekim gerektiren durumlardan bazıları şöyle sıralanabilir; örneğin diş sürmüş ancak çürük nedeniyle problem oluşturmuşsa, eğimli pozisyonda olması nedeniyle önünde bulunan komşu dişe zarar verme riski taşıyorsa, kist oluşumu mevcutsa ya da sağlam ve sorunsuz sürmüş olsa bile ortodontik hareket bölgesini olumsuz etkileyen bazı diş hareketleri gerekiyorsa çekim düşünülebilir.
Hayır, gömülü dişler her zaman sorun oluşturmazlar. Gömülü 20’lik diş oldukça yaygın görülen bir durumdur ve her zaman belirti vermez. Bu dişler bazı kişilerde yıllarca hiçbir şikâyete neden olmadan kemik içerisinde hareketsiz şekilde kalabilir.
Ancak bazı vakalarda gömülü diş komşu dişe baskı yaparak onun köküne zarar verebilir. Etrafında sıvı biriktirerek kistleşebilir. Ağrı yapabilir veya diş eti enfeksiyonu oluşabilir.
Bu nedenle gömülü dişlerin düzenli olarak takip edilmesi önemlidir.
Hastaların en çok merak ettiği sorulardan biri de 20’lik diş ortodontiyi etkiler mi sorusudur.
Günümüzde 20 yaş dişlerinin ön dişler üzerinde çapraşıklık etkisi oluşturup oluşturmadığı uzun yıllar tartışmalı olarak değerlendirilmiştir.
Ancak zamanla dişlerde meydana gelen değişimin tek nedeni olarak 20 yaş dişleri düşünülmemelidir. Bunlar arasında dil ve dudak kaslarının etkisi, çenelerin büyümesi, periodontal değişiklikler, yer çekimi etkisiyle oluşan değişiklikler ve en temelinde pekiştirme apareylerinin kullanılmaması olabilir.
Yani yalnızca 20’lik dişlerin varlığı nedeniyle ön dişlerin mutlaka bozulacağı söylenemez.
Bazı özel vakalarda evet. Özellikle küçük azı dişlerinin diş çekimi istenmeyen şiddetli çapraşıklık durumlarında, 20 yaş dişleri çekildikten sonra arka dişler geriye doğru hareket ettirilerek ön bölgedeki sıkışıklık için yer sağlanır.
Böyle durumlarda 20 yaş dişlerinin çekilmesi yapılacak olan tedavinin verimliliğini yüksek oranda arttırmaktadır.
Tedavi ihtiyacına göre veya bazen ara seansta ağrı ve diş eti iltihabı oluşturan 20 yaş dişleri varlığında tedavi başladıktan sonra da 20’lik diş çekimi yapılabilir.
Örneğin diş sürmeye başladığında enfeksiyon gelişmişse veya ortodontik hareketler tamamlandıktan sonra dişin çekilmesi cerrahi açıdan daha uygun hale gelmişse bu dişlerin çekimi tedavi başında değil de daha sonraki aşamalarda planlanabilir.
Ağız içerisinde mevcut çapraşıklığın sorumlusu her zaman 20’lik dişler değildir. Dişlerdeki sıkışıklığın temel sebeplerinden biri çene kemiğinin boyutu ile dişlerin toplam genişliği arasında uyumsuzluk bulunmasıdır.
Ancak bazı hastalarda sürmeye çalışan 20’lik dişler çevre dokularda baskı hissi oluşturabilir. Bu durum gerekli röntgenler alınarak ayrıntılı muayene ile değerlendirilmelidir.
Ortodontik tedavi kararı verildiğinde 20’lik dişlerin tedavi süresince durumun netleştirmek için ağız içi muayeneye ek olarak panoramik röntgenler ve gerekirse üç boyutlu tomografi röntgenleri alınmalıdır. Buna ek olarak kapanış analizlerinin yapılabilmesi için dijital ağız içi taramalar ve fotoğraflar alınarak değerlendirilmelidir.
Bu sayede 20’lik dişlerin konumu, kök gelişimi, sinirlere yakınlığı ve tedavi planına olası etkileri ayrıntılı olarak analiz edilir.
Her cerrahi işlemde olduğu gibi 20’liklerin çekimi sonrasında iyileşme süresi hastadan hastaya değişiklik gösterir. Küçük köklü kısa dişlerin çekimi daha basittir ve bu çekimlerde iyileşme daha kısa sürerken, cerrahi olarak çıkarılan gömülü dişlerde birkaç hafta beklemek gerekebilir.
"20’lik diş ortodontiyi etkiler mi?" sorusunun cevabı kişiye göre değişir. Bazı hastalarda hiç müdahale etmeden yalnızca takip yeterli olurken, bazı durumlarda ortodontik tedavi öncesi diş çekimi tedavinin daha güvenli ilerlemesini sağlayabilir. En doğru karar, detaylı olarak klinik muayene yapıldıktan ve radyolojik değerlendirme sonrasında ortodontist tarafından verilmelidir.